22 Aralık 2012 Cumartesi

YOĞURT BİTMİŞ


 Biz,çayla su ihtiyacını karşılamaya çalışan bir nesil tarafından yetiştirildik.öyle bir kökten bahsediyorum ki hala süregelen,”çay demlemesem delirecektim” adı altında örgütlenmiş bir avuç teyze görünümlü bir milyon insan ediyorlar.öbek öbek desem değil,göbek göbek desem daha yerinde,3 kelimede anlatacağını 28 cümleyle özetleyen,üstüne 1 kat da 7 kat da kazak giysen aynı şaşkınlıkla “BÖYLE Mİ DIŞARI ÇIKTIN!” diyebilen,ilginç şekilde kelleşmişine rastlayıp da uzun saçlısına rastlamadığım,her konuda (bilip bilmediği açısından hiç fark yaratmaksızın!) bir fikre sahip ve bu fikri paylaşmaktan gocunmayan hatta senin dinlemek isteyip istemediğini hiç umursamayıp,istememe ihtimalin yüzde doksan olsa da onu sıfıra yuvarlayan üstün canlılar onlar.(İNSAN DİYEMEDİ)
 Aynı nesil,süt sevgisi aşılayamıyor arkadaşlar.ben çok iyi hatırlıyorum(!)-2 yaşındaydı- biberonla çay içtiğimi,fakat oldum olası sütten nefret etmişimdir,2 damla süte 5 kilo kaymak düşmesinden kaynaklanıyor olsa gerek.kardeşimse ailede “inek mi alsak?” soru işaretlerini yaratacak kadar süt sever bir insan olmuştur hep.onlar,su içmeyip “çayda da su var!” teziyle sıyrılabiliyorlar işin içinden hemen ama ben süt sevmeyerek geçirdiğim çocukluğumun etkilerini şimdi yaşıyor ve ailemin de “bari yoğurt yesin” desteğini 20 yıldır sırtımda taşıyarak haftada 2,5 kilo yoğurt yiyen bir insan olup çıkıyorum.karlı da sayılırım,çünkü yoğurt nesquikle yenmiyor ve zararlı kimyasallardan uzak bir hayat sürüyorum.(AĞLIYOR)
Umurunda olan şeyler çok güzel aşılanıyorken,pek de takılmayanlar ufak uyarılarla,ileride ortaya çıkabilecek sıkıntılara karşın azalarmaya ve ben demiştim demeye pay çıkarabilmek için kurulmuş ufak tezgahlardır.mesela ben kaşıkla nutella da yerdim “ayça kızım çok zarehehlele” (tam söylemiyor bile çünkü çok da umursamıyor.)mesela ben evin duvarlarına resim de çizerdim,”ayçacııııııım..neyse….hadi yemek hazır hadi”.bunun yanında kat kat peçetelerle orkid reklamlarındaki su deneylerini bizzat yapmışlığım,aynalara rujlarla yazılar yazmışlığım(okuma yazma bilmiyorken hem de :O) ,annemin topuklularının topuklarını kırmışlığım,boyamışlığım,kalem olarak kullanmışlığım var.ayrıca bakkaldan adım adım 2 saatte dönüp annemlere polisi aratmışlığım,5 katlı vitrine tırmanmaya çalışıp dudağımı patlatmışlığım da var.bütün bunları hatırlarım ama annemin hiçbirine verdiği tepkiyi hatırlamıyorum.çünkü o gerçekten de kızmaz,bağırmaz falan derken böyle böyle al işte böyle zenci pislikler olduk çıktık ben ve kardeşim.gerçi toplum,market müziklerinde bile oynayan o küçük kızdan çok da değişik birşey beklemiyordu değil mi?
Benim şuan panik olacağım en büyük problemim evde yoğurdun bitmiş olması.eskiden amuda kalkıp,köprü kurup,şpagat açabiliyordum.şimdiyse en fazla cama çıkıp “yardım edin,yoğurt bitmiş!!” diye bağırabiliyorum.
insanlar değişebiliyor büyüdükçe ve eskiden kafana taktığın sorunlar komik geliyor şimdikilere bakınca…yoğurt bitmiş diyorum YOĞURT BİTMİŞ!.... 


AY BİZ Bİ ŞAŞIR!

                                           

Hiç yorum yok: