Şimdi ne yapıyoruz peki? Öncelikle havaları düzeltiyoruz sayın Mikail, itiraz istemiyorum. Yağmur, çamur, gri, pislik bir hava. Sen de seviyorsun burnumuzdan getirmeyi, iki güneş gören başımıza bir şey mi gelecek hayırdır diye korkuyor ya! 8 ay yağmur mu çekeceğiz, İngiltere miyiz biz İsveç miyiz, kendinize gelin ya!
Daha önemli bir içerik olarak: tiryakilikleri bırakmamız lazım canım, kek yapmak gibi mesela. Ev halkı obez olmuş, sabah akşam senin kekin bayatlamasın diye seferberlik başlamış, başka hiçbir şey tüketmeksizin arkadaşların derbeder halde her öğün yemek zorunda kalıyor, sen hala havuçlu cevizli tarifleri araştırıyorsun. Bir dur artık! Tamam abartmayı seviyorsun, anladık yapabiliyorsun da ama insanlar 3 yumurta, 2 su bardağı şeker kusacak, yeter!! Diyeceğim o ki, tiryakilikler kötüdür, yanlıştır, onları bırak...
Tabi bir de şu boşvermiş haller var. Ya sen hayatındaki en salak şeyleri bile ciddiye almışsın bu güne kadar, alt kattaki deli komşuları bile! Şimdi bu Bob Marley havaları niye? Saçını da ördür bari güzel kızım, özlü sözler falan da söylemeye başla: Bu hayat bana; insanların gülemediği için ağladığını.... falan filan... (Bak oluyor mu? Cümleyi tamamlayamadım bile.) Bu serkeşlikler senin neyine, boyuna posuna mı, kara kaşına gözüne mi? Atıyoruz bütün kışın yorgunluğunu, 18 saat uyumaları da geride bırakıyoruz. Sanki baya bir dinlenmişsindir artık, şöyle bir jeneratör kadar enerji toplamışsındır en azından. Sabah 8.30 derslerini veren hocaların güzel yüzünü özlemişsindir, ne bileyim belki tanışmak istersin sınavlardan önce? Tamam bu pek iç açıcı bir teklif olmadı, Sadettin hocanın yüzü de pek güzel değil zaten, esprileri de insanda kendini öldürme isteği uyandırıyor ama olsun bir dene sen.
Yeni birşeyler de yap mesela, ama pek yakınlarda değil. Ayrıca bu kesinlikle portakallı kek yapmak ya da Lehçe öğrenmek de olmasın. Denedin bitti onlar artık yenisi lazım.
Evet tamam, şimdi tam olarak şuan başlıyorum bahar temizliğine, ben bitirene kadar Nisan gelsin, havalar ısınsın, güneş gözlüklerinden canımız sıkılsın. İşte o zaman Mart'ı hatırlamam bile... Umrumda olmaz, asla arkamı dönüp bakmam, günahımı vermem bee! Aman Mart da neymiş. Yürüsün gitsin!
Sevgiler şelale olmasın, savaşlar bitsin, sevilen diziler hiç bitmesin, herşeyi de abartmayın ayrıca...
Haydi iyi günler!!!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder