3 Şubat 2014 Pazartesi

Şişman adamlar her zaman mutlu olmanın bir yolunu bulur!

 Kocaman elma ağaçları olan bahçelerde yaşayan biri olsaydım eğer, kaç yaşında olduğumu bilmek istemezdim.Çünkü yeterince mutlu bir insan olurdum.Ama etrafımızda hiç elma ağacı yok ve sırf bu yüzden biz yaşımızı sayıyoruz.Her sene, her sene ama her sene bir önceki geçirdiğimiz seneyi eleştirip, “umarım bu sene daha iyi olur!” diyoruz.
 Doymak nedir bilmez misin be adam!
 Genlerimiz “şişman bir adamın öğle yemeğini yerken akşam ne yesem diye düşünmesi” mantığıyla kodlanmış olacak ki içgüdüleriyle, bencilce yaşamaya doğuştan adapte haldeyiz, her zaman daha iyisini ister ama daha az çabalarız.Mutlu bir anı sadece o an bittiğinde farkederiz.Tekrar aynı mutluluğu, aynı yerde, aynı şekilde isteriz.At gözlükleriyle bakarız etrafa, daha güzel bir anın bizi çok daha mutlu edebileceği bir geleceği asla kabul edemeyiz.Beklemeyi de sevmeyiz çünkü beklemenin hiçbir şeyle sonuçlandığı, evrene yollanan mesajın bir daha geri dönmediği anılar bizi korkutur ve hatırlatır beklemememiz gerektiğini.Bazen yine de bekleriz vicdansız evren bize cevap versin, beklediğimize değsin diye içten içe.Dışarıdan da boşvermiş havalı bakışlarımızı saçarız sağa sola ki, zaman akıp giderken etrafımızda artan soru işaretli, “nolmuş? nolmuş?” bakışlarını izlemek zorunda kalmayalım diye.Sonra o kadar çok zaman geçer ki, beklediğimizi unuturuz.
 Yaşın kadar mum üflediğin her sene dilediğin her neyse, bir önceki sene elinde olmayan, beklediğindir.E tabi öyledir de, peki önceki sene elinde olanlar yeni yaşında yanında olacak mıdır ki?Peşinden koştuğun seni kör ederken arkanda bıraktıkların hala seninle gelecek midir?
 Mutluluklarını da bir daha  aynı şekilde yaşayamayacağın bu dünyada, bedeli o kötü iz, anı olan bir çok güzel yaşanmış şeyi, mesela önceki eğlenceli doğum gününden kalma kolundaki yanık izini, sokakta hoplayıp zıplarken kaldırıma yapıştığın günden kalma dizkapaklarındaki izleri, ya da ne bileyim tatilde arkadaşlarınla çılgınlarca dans etmen yüzünden günlerce ayakkabı giyememenin nedeni olan yaraları(Tabi ki sen bu kadar sakar olmayabilirsin, daha güzel anıların olabilir.Hayır kıskanmıyorum!), belki de aklına geldiğinde hala daha huzursuz olduğun kötü anıları silmeye ya da olmamış saymaya çalışmak o seneyi yaşanmamış yapmaktır.O yaşı, hiç yaşamamış olmayı tercih edebilir miydin?Ben edemezdim.
 Unutma!Bu yıl da öncekinden daha güzel olmayacak sen bir öncekini yaşamamayı tercih ettiğin sürece.
                                            
                                                   *Her yaşın sana bir şeyler bırakır.                                                                                                       Onlarla mutlu ol belki bu sayede 
                                                   sen de elma ağaçlarını görebilirsin.


Hiç yorum yok: