“Günaydın sevgili dinleyenler,saat 09.40 ve Ayça bugün
radyonuzda..soğuk ve yağmurlu bir sabah İstanbul’da ve Office Hour’la
sizlerleyim.bi de bişey daha dicem ay sen söyle,gelmiyo dilimin ucunda.neyse
bir şarkı gireyim belki arada hatırlarım bir şeyler.bu şarkı da tüm sevip de
sevilmeyenlere gelsin. * Olly murs-dance with me tonight.” ….Biliyordum,radyo
spikeri olsam o güzel ve insanı rahatlatan konuşmanın böyle devam edeceğini
biliyordum.”tüh,iyi gidiyordu be” sözlerini duyacağımı biliyordum.kelimeleri
yanlış kullanacağımı,şarkıları mikrofona mikrofona söyleyenle aynı anda
söylemeye çalışacağımı,konuşurken araya yanlışlıkla şarkı sokacağımı ve anneme
babama selam göndereceğimi de biliyordum.işte sırf bu yüzden ve tüm
sevenlerimin de desteğiyle radyo spikeri olmadım.
Eskiden “içindekiler” diye bir klasörüm vardı ve sabah
biriktirdiğim fikirlerimi akşam oraya yazardım.nur ve akıl topu gibi bir çocuk
olarak dünyaya gelmişim ki,o klasörü kullanmaya devam etmeyi unutup bütün
notlarımı telefonuma kaydetmeye başladım ve ne mi oldu dersin.evet,telefonum
bozuldu,reset atıldı,vodafone simgeli ekran fotografı yapıldı,bütün rehber,bbm,özellikle
de notlar teker teker silindi ve Müslüm Gürses’in bir şarkısı telefona atılarak
Ayça’ya teslim edildi.kısaca kendimi betimleyeyim,iç dünyasında bitmiş bir
Ayça,dış dünyasına bunu savunma mekanizması olarak geçirir ve kabuğunu
yırtarcasına sadece 30 lira ödeyip telefoncudan çıkar.
İÇ DÜNYA
DIŞ DÜNYA

Ama kendimi koyuvermedim ve hemen arkadaşlarımın fotografını
burun mesafesinden çekip duvar kağıdı yaparak başladım
işe.facebook,twitter,fourspuare carttı,curttu onun numarasını al bunun bbmini
ekle derken bir yandan da annene babana “telefonum bozuldu ama..” konuşmasını
onlar “nee, kızım noldu ,niye oldu, sen hiç dikkat etmiyosun zaten yerlere atıp
duruyordun olacağı buydu…” nidalarına giremeden bitirmeye çalış.OLUR BE! Bu
benimkisi tam bir “insan neyle yaşar?” sorusunun cevabıydı.
İnsan telefonla yaşar! öyle İngilizcede ,teknoloji bizim
karakterimiz değiştirdi,tiknoloji bizi kütü itkilir,yiz yize
kinişalım..miymiymiy presentationları sunmakla olmuyor.yarım günlük telefonsuz
kalma deneyimlerime dayanarak söylüyorum ki,tek başıma okulla çarşı arasındaki
5 dakikalık mesafeyi bile “şimdi kaçırılsam,pamuğu dayasalar burnuma atsalar
arabaya..” tarzı düşüncelerle 3 dakikada gidip gelmişim,haberim yok.çünkü saat
takmayı sevmem ve telefonum yok.yani saat yok.teras katında bıraktığın
arkadaşların bakıyorsun,yerlerinde yok.ee çantanı onlarla bırakmıştın çantan
onlarla gitmiş o da yok.”gerilim var stres var hep acı var bu dünyada” diyerek
tam kendimi pıçaklayacaktım ki,günde en az 5 kere iki bina arasında tavla oynayıp
kahve içen arkadaşımın fazla uzaklaşamayacağını düşünerek kendimi
sakinleştirdim ve aşağı indim.( günde en az 5 kere iki bina arasında tavla
oynayıp kahve içen arkadaşım,gerçekten de fazla uzaklaşamamıştı.)
Sırf bu yaşadığım gerilim yüklü gün yüzünden,buradan sevgili
Josh Dollar hocamıza sesleniyorum:”hocam,nasılsınız iyi misiniz?teknolojinin
zararlı olduğunu düşünmüyorum SİZ HİÇ TELEFONSUZ KALDINIZ MI!!, en yakın
zamanda presentation vidyomu çekip bloguma koyucam buradan izlersiniz,göbek çok
şeker olmuş öptüm.”
Kilit nokta şudur ki,çoğu zaman telefonsuz vakit geçirmeyi
tercih ederim diyen Ayça telefon bağımlısı olmuş haberi yok.günde en az 5 kere
iki bina arasında kahve içip tavla oynayan arkadaşının tavla oynadığı kişi ta
kendisiymiş,haberi yok.tavlada yüksek lisans yapmaya karar vermiş,haberi
yok.sınav açıklanır haberi yok,quiz olur haberi yok,eve gelir kapıda kalır
meğerse kuzenine anahtarı bırakmış ama kuzeni evde yokmuş,haberi yok.ışığı
buzdolabının arkasına elini sokarak kapatır,çarpılacak haberi yok.hasta olur
haberi yok,o olur haberi yok bu olur haberi yok.YOK ALLAH YOK…işte “dünyadan
bir haber yaşamak” adlı eser olarak yaratılmamın verdiği farkındalığın savunma
mekanizması olarak kullandığım tepki: ”ben ne yaptığımı biliyor muyum?”,bütün
zorlu ve meşhakatli yolları aşmama yardımcı oluyor.ve buradan da görülüyor
ki,resmen Allah mı koruyor ne yapıyor henüz bir quize geç kalmışlığım,tavlada
yüksek lisans yapmışlığım ya da bir belediye çukuruna düşüp ölmüşlüğüm yok.
Zorlu geçen günlerimden birini sizlerle paylaştım.şimdi yüz
yüze konuşmaya ve telefonsuz bir hayata tepki olarak küllerimden yeniden
doğuyorum ve bir sivil toplum örgütü kuruyorum.daha fazla gaza gelmeden yazıyı
bitirsem mi ne yapsam ben?öyle yapayım en iyisi..
Ve Ayça radyonuzda sevgili dinleyenler,saat 10.55,bugünlük
sizlere veda ediyorum.Radyonuz açık olsun..Nilüfer söz sende.

.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder