Kafamı toplayamadığımda çoğunlukla birden fazla şey
düşünüyor olurum ve düşünmem gereken şeyi de düşünemem.bazen beynimizin hava
alması gerektiğini de düşündüğüm oluyor ama deneyecek cesareti bulabilmiş
değilim.genelde böyle durumlarda uzaktan insanları izlerim (ki bu benim
meditasyon yöntemlerimden biridir) kesinlikle kafamı mükemmel topluyor.mesela
bakıyorum olmaya çalıştığı şeyi anlıyorum,fakat olabilmiş mi?Google’dan bakalım
çünkü o her şeyi çok biliyor.oradan bakınca Google’a sinir oluyormuşum izlenimi
bırakıyorum farkındayım ama öğlen ne yediğimi Google’da aratacak
durumdayım.hafızam masalara meze olmuş durumdadır maalesef.TIKLA
Tam da şuan " BUNU " dinliyordum ki lütfen siz de dinleyiniz.ve hatta Teoman’ın
şarkıları kadar siktiredilebilen bir hayat istiyorsanız,lütfen şifreyi giriniz…adam
yazıyor,adam söylüyor biz de dinliyoruz sonra da sanıyoruz ki her şey çözüldü.bir
de bakıyoruz gerçekler gelmiş,alnımızın çatına vurmuş ve “üfle!”
diyor.tiksiniyorsun,bu ne laubali bir gerçek diyorsun el kol şakası yapıyor,vuruyor
kaçıyor yapıyor da yapıyor önünü alamıyoruz.sonra sinirleniyoruz.işte o noktada
benim enerjim yükseliyor.geçenlerde yine çok uykumun olduğu ve enerjimin
yerlere yapışık yaşadığı günlerden birinde sinirimin fırlamasıyla doğru
orantılı gelen enerji,akşam evde birtakım hiphopımsı hareketlerle son
buldu.yani diyeceğim o ki ayarsız enerji tabiri tam manasıyla ben oluyorum.
Tabi bu yazdıklarımın yanı sıra bu aralar tavla oynadığımda
da karşıkonulamaz bir mutluluk,efendime söyleyeyim kalbimin pırpır etmesi gibi
şeyler yaşıyorum durumun ciddiyetini siz anlayınız.etki benim için her zaman
önemlidir.güç,kendine güven midir?bilmiyorum.ama bir tavla kadar bile üzerimde
etki bırakamıyorsanız,ben mi gidip sahil kasabasına yerleşeyim be adam!azcık
utan,az biraz da arlan!egonu koy bir kenara,aç bak neler olacak..
Sahil kasabası demişken,bu aralar herkesin hayalinde bir
sahil kasabasına yerleşmek furyasıdır gidiyor ileride çok kalabalık olacak o
sahil kasabaları,değerlenecek.bir arsa alın kenarda dursun derim.haydi buna oha
diyelim:hayalin bile popisi olan bir hayat.işte böyle insanlara rengim koyu
kahverengi.çünkü onların yaşamları koyu kahverengi.siyah olamamış ama siyah
gibi olamaya çalışan kahverengi..aslında o da özünde kendi ağırlığı olan bir
renk fakat kendi özünün farkında değil.kendi düşünceleri yok,kendisi olmaya
çalışmıyor,kendisini başkası yapmaya çalışıyor.pamuk prensesin kız kardeşleri
gibi o ayakkabıyı giymeye çalışıyorsun ama olmayacak be güzelim.ah be güzel
kızım,ah be güzel yavrum farkında bile değilsin,olacaksın Doris ya da Mabel.gör diye koyuyorum
buraya,evet komik ve sevimliler ama neticede bir pamuk prenses değiller.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder