18 Kasım 2012 Pazar

AÇ BAK NELER OLACAK


 Kafamı toplayamadığımda çoğunlukla birden fazla şey düşünüyor olurum ve düşünmem gereken şeyi de düşünemem.bazen beynimizin hava alması gerektiğini de düşündüğüm oluyor ama deneyecek cesareti bulabilmiş değilim.genelde böyle durumlarda uzaktan insanları izlerim (ki bu benim meditasyon yöntemlerimden biridir) kesinlikle kafamı mükemmel topluyor.mesela bakıyorum olmaya çalıştığı şeyi anlıyorum,fakat olabilmiş mi?Google’dan bakalım çünkü o her şeyi çok biliyor.oradan bakınca Google’a sinir oluyormuşum izlenimi bırakıyorum farkındayım ama öğlen ne yediğimi Google’da aratacak durumdayım.hafızam masalara meze olmuş durumdadır maalesef.TIKLA
Tam da şuan " BUNU " dinliyordum ki lütfen siz de dinleyiniz.ve hatta Teoman’ın şarkıları kadar siktiredilebilen bir hayat istiyorsanız,lütfen şifreyi giriniz…adam yazıyor,adam söylüyor biz de dinliyoruz sonra da sanıyoruz ki her şey çözüldü.bir de bakıyoruz gerçekler gelmiş,alnımızın çatına vurmuş ve “üfle!” diyor.tiksiniyorsun,bu ne laubali bir gerçek diyorsun el kol şakası yapıyor,vuruyor kaçıyor yapıyor da yapıyor önünü alamıyoruz.sonra sinirleniyoruz.işte o noktada benim enerjim yükseliyor.geçenlerde yine çok uykumun olduğu ve enerjimin yerlere yapışık yaşadığı günlerden birinde sinirimin fırlamasıyla doğru orantılı gelen enerji,akşam evde birtakım hiphopımsı hareketlerle son buldu.yani diyeceğim o ki ayarsız enerji tabiri tam manasıyla ben oluyorum.
Tabi bu yazdıklarımın yanı sıra bu aralar tavla oynadığımda da karşıkonulamaz bir mutluluk,efendime söyleyeyim kalbimin pırpır etmesi gibi şeyler yaşıyorum durumun ciddiyetini siz anlayınız.etki benim için her zaman önemlidir.güç,kendine güven midir?bilmiyorum.ama bir tavla kadar bile üzerimde etki bırakamıyorsanız,ben mi gidip sahil kasabasına yerleşeyim be adam!azcık utan,az biraz da arlan!egonu koy bir kenara,aç bak neler olacak..
Sahil kasabası demişken,bu aralar herkesin hayalinde bir sahil kasabasına yerleşmek furyasıdır gidiyor ileride çok kalabalık olacak o sahil kasabaları,değerlenecek.bir arsa alın kenarda dursun derim.haydi buna oha diyelim:hayalin bile popisi olan bir hayat.işte böyle insanlara rengim koyu kahverengi.çünkü onların yaşamları koyu kahverengi.siyah olamamış ama siyah gibi olamaya çalışan kahverengi..aslında o da özünde kendi ağırlığı olan bir renk fakat kendi özünün farkında değil.kendi düşünceleri yok,kendisi olmaya çalışmıyor,kendisini başkası yapmaya çalışıyor.pamuk prensesin kız kardeşleri gibi o ayakkabıyı giymeye çalışıyorsun ama olmayacak be güzelim.ah be güzel kızım,ah be güzel yavrum farkında bile değilsin,olacaksın Doris ya da Mabel.gör diye koyuyorum buraya,evet komik ve sevimliler ama neticede bir pamuk prenses değiller.

                            


Hiç yorum yok: