Günler geçiyor.nasıl mı? Eve geliyorsun üstünü değiştirmeye
giderken bilgisayarın tuşuna basıyorsun (ki sen içeri gelene kadar açılsın).
Kettle a su koyuyorsun gidiyorsun banyoya ve makyajını yıkıyorsun.şimdi salona
döndüğünde hazırsın.oturup bilgisayara bakarken kahve içme keyfi..mi?aynen de
öyle.peki ilk açtığın sayfa ne oluyor.itiraf edelim bir vikipedi değil.sanırım
“Facebook”.
Merak ediyoruz.herşeyi
çok merak ediyoruz ki ilk elimizi attığımız şey de bu oluyor zaten :
facebook.yüzyılın icadıdır benim açımdan.hiç de bok atamayacağım,hepsinin
doğuşu meraktan olan duygulara sahip canlılara(bize) bakılırsa parayı kırmanın
yolu bu olmalıydı sayın Zuckerberg.”Düşünsene,hiçbir fikrin olmayan bir insanın
adını öğrenmen bazen yetebiliyor onu tanıman için.ona hiçbir şey sormana gerek
yok.anlatmasın hatta sen yaz çıksın,çevir açılsın.bas dönsün dünya.kafalar
olsun bi dünya,bize sadece parmaklar kalsın tek işe yarayan.göz teması
yasaklansın sesini de kaydetsin ben dinlerim Youtube’tan” gibi gibi dede
konuşmaları da yapmayı bilirdim.ama böyle yaşıyoruz dostum.çünkü biz böyle
seviyoruz.
Merhaba diyoruz.çokça şeye azca vakitte alışıyoruz.ama
seviyoruz demek ki.sonra da sıkılıyoruz.çünkü yenisi hep var biliyoruz.senin o
duygusal cümlelerin beni hiç etkilemiyor biliyor musun.belki de
ilgilendirmiyor.sıkılıyorum.duygusal yapmayın,romantik yapmayın.nature lütfen
aptal olmayın.böyle insanlar var.yaşamak nedir bilmediklerine adım gibi eminim.nedir
biliyor musun:kaliteli bir kahve,sigara ve bilgisayar.şimdi yazının okumaya
değer olmadığını anlatan kısmı geliyor.ama anlatmalıyım.suyu ısıttığında içine
koyduğun 2 kaşık sade kahveden gelen o koku bi kere seni teşvik eder bi
sigarayı yakmaya.önce kahveyi içersin,sonra sigarayı çekersin içine.dışarı
verdiğin dumanı da burnunla çekersin.(bak bu 1.sinerji)Sonra açarsın
bilgisayarı bir şeyler okur empati kurarsın.eğlenirsin.işte bu senin kendinle
geçirdiğin hoş vakittir.arkadaşlarına vakit ayırmadığın zamanlarda onların sana
bozulduğu gibi sen de kendine bozulmalısın.kendine vakit ayırmalısın yani
aslında kendinle vakit geçirmeyi bilmelisin.illa sigara veya kahve içecek
değilsin bu benimkiydi.özen,imren,dene.bir de aç Johnny Cash arkadan ve
dinle.öyle son ses pür dikkat değil,başka bir şeyle ilgilenirken sana kattığı
huzuru hisset.yaptığın şeyden de zevk al.
Çoğumuz yaşadığı vakitlerden isyan ederek vakit
geçiriyor.bunu tek açıklaması şu ki:iğrençsiniz.kendinize gelin!bu kadar boş
olamazsınız değil mi?bakınız sayın beyler bayanlar,okuyun.üniversite okuyun.bu
4 yılı boşa geçirmeyin.sadece okumuş olmak için değil,bence bu 4 yılda ne
yaparsam ilerde onlardan yiyeceğim.dinamik olun.hadi olalım.mesela yürüyelim
Taksim’den Mecidiyeköy’e.birkaç travesti görelim.gece eve 5’te
dönelim.yurtdışına gidelim kaybola kaybola öğrenelim.Host familylerle kavga
edip 5 kat pijama giyip yorganın altında ağlayalım.ama mutlu olalım o an orda
olduğumuz için.Brezilyalı arkadaş edinelim.brezilyalılar iyidir.beni çok
sevdiler.seni de severler.güya eğlenmeye gidelim ama eve dönemeyelim çünkü
taksi pahalı olsun.sabah 6’ya kadar Leo’yla bekleyelim otobüs durağında.Leo da
şişman zenci en yakın arkadaşın olsun orda.eğlenmeyi bilsin çünkü brezilyalı
olsun.seni Rio’daki karnavallara çağırsın.bi an kendini filmlerdeki karnaval
kıyafetleriyle düşün.nerdeyse giyinmemiş bir şekilde dans ediyorsun aslında çok
yapılası.ama en büyük bahane de “i don’t have enough time” .gülerler karşında
bu cümleyi sakın kurma.”yaşamaya vaktin varsa” demeye çalışır aksanlı
İngilizcesiyle.sonra da şuan hatırlamadığım bir espiri yapar ve soğukta
beklememizin geriye kalan 1 saati sadece o salak espriye gülemekle geçer.
Sanırım bu yazıyı burada bitirmeliyim çünkü onu
özledim.canım
zenci dostum.noldu duygusal mı yaptım?yoo yapmadım,resmini
görünce gülesim geliyor çünkü o bir komik ,o bir şef.yemek yapıyor ama daha çok
yiyor.en çok da gülüyor.sevimsiz sütlü İngiliz çayını seviyor.ama bir kahve
değil.saati de 4 yaptık.iyi geceler ayça.iyi geceler dünya.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder