11 Kasım 2012 Pazar

BİR KAHVE DEĞİL


   Günler geçiyor.nasıl mı? Eve geliyorsun üstünü değiştirmeye giderken bilgisayarın tuşuna basıyorsun (ki sen içeri gelene kadar açılsın). Kettle a su koyuyorsun gidiyorsun banyoya ve makyajını yıkıyorsun.şimdi salona döndüğünde hazırsın.oturup bilgisayara bakarken kahve içme keyfi..mi?aynen de öyle.peki ilk açtığın sayfa ne oluyor.itiraf edelim bir vikipedi değil.sanırım “Facebook”.
 Merak ediyoruz.herşeyi çok merak ediyoruz ki ilk elimizi attığımız şey de bu oluyor zaten : facebook.yüzyılın icadıdır benim açımdan.hiç de bok atamayacağım,hepsinin doğuşu meraktan olan duygulara sahip canlılara(bize) bakılırsa parayı kırmanın yolu bu olmalıydı sayın Zuckerberg.”Düşünsene,hiçbir fikrin olmayan bir insanın adını öğrenmen bazen yetebiliyor onu tanıman için.ona hiçbir şey sormana gerek yok.anlatmasın hatta sen yaz çıksın,çevir açılsın.bas dönsün dünya.kafalar olsun bi dünya,bize sadece parmaklar kalsın tek işe yarayan.göz teması yasaklansın sesini de kaydetsin ben dinlerim Youtube’tan” gibi gibi dede konuşmaları da yapmayı bilirdim.ama böyle yaşıyoruz dostum.çünkü biz böyle seviyoruz.
Merhaba diyoruz.çokça şeye azca vakitte alışıyoruz.ama seviyoruz demek ki.sonra da sıkılıyoruz.çünkü yenisi hep var biliyoruz.senin o duygusal cümlelerin beni hiç etkilemiyor biliyor musun.belki de ilgilendirmiyor.sıkılıyorum.duygusal yapmayın,romantik yapmayın.nature lütfen aptal olmayın.böyle insanlar var.yaşamak nedir bilmediklerine adım gibi eminim.nedir biliyor musun:kaliteli bir kahve,sigara ve bilgisayar.şimdi yazının okumaya değer olmadığını anlatan kısmı geliyor.ama anlatmalıyım.suyu ısıttığında içine koyduğun 2 kaşık sade kahveden gelen o koku bi kere seni teşvik eder bi sigarayı yakmaya.önce kahveyi içersin,sonra sigarayı çekersin içine.dışarı verdiğin dumanı da burnunla çekersin.(bak bu 1.sinerji)Sonra açarsın bilgisayarı bir şeyler okur empati kurarsın.eğlenirsin.işte bu senin kendinle geçirdiğin hoş vakittir.arkadaşlarına vakit ayırmadığın zamanlarda onların sana bozulduğu gibi sen de kendine bozulmalısın.kendine vakit ayırmalısın yani aslında kendinle vakit geçirmeyi bilmelisin.illa sigara veya kahve içecek değilsin bu benimkiydi.özen,imren,dene.bir de aç Johnny Cash arkadan ve dinle.öyle son ses pür dikkat değil,başka bir şeyle ilgilenirken sana kattığı huzuru hisset.yaptığın şeyden de zevk al.
Çoğumuz yaşadığı vakitlerden isyan ederek vakit geçiriyor.bunu tek açıklaması şu ki:iğrençsiniz.kendinize gelin!bu kadar boş olamazsınız değil mi?bakınız sayın beyler bayanlar,okuyun.üniversite okuyun.bu 4 yılı boşa geçirmeyin.sadece okumuş olmak için değil,bence bu 4 yılda ne yaparsam ilerde onlardan yiyeceğim.dinamik olun.hadi olalım.mesela yürüyelim Taksim’den Mecidiyeköy’e.birkaç travesti görelim.gece eve 5’te dönelim.yurtdışına gidelim kaybola kaybola öğrenelim.Host familylerle kavga edip 5 kat pijama giyip yorganın altında ağlayalım.ama mutlu olalım o an orda olduğumuz için.Brezilyalı arkadaş edinelim.brezilyalılar iyidir.beni çok sevdiler.seni de severler.güya eğlenmeye gidelim ama eve dönemeyelim çünkü taksi pahalı olsun.sabah 6’ya kadar Leo’yla bekleyelim otobüs durağında.Leo da şişman zenci en yakın arkadaşın olsun orda.eğlenmeyi bilsin çünkü brezilyalı olsun.seni Rio’daki karnavallara çağırsın.bi an kendini filmlerdeki karnaval kıyafetleriyle düşün.nerdeyse giyinmemiş bir şekilde dans ediyorsun aslında çok yapılası.ama en büyük bahane de “i don’t have enough time” .gülerler karşında bu cümleyi sakın kurma.”yaşamaya vaktin varsa” demeye çalışır aksanlı İngilizcesiyle.sonra da şuan hatırlamadığım bir espiri yapar ve soğukta beklememizin geriye kalan 1 saati sadece o salak espriye gülemekle geçer.
Sanırım bu yazıyı burada bitirmeliyim çünkü onu özledim.canım 
zenci dostum.noldu duygusal mı yaptım?yoo yapmadım,resmini görünce gülesim geliyor çünkü o bir komik ,o bir şef.yemek yapıyor ama daha çok yiyor.en çok da gülüyor.sevimsiz sütlü İngiliz çayını seviyor.ama bir kahve değil.saati de 4 yaptık.iyi geceler ayça.iyi geceler dünya.


Hiç yorum yok: