28 Şubat 2013 Perşembe

SUSADIĞINDA BANA TEKRAR YAZARSIN


“Belki ben havaya konuşuyorumdur.belki ben hep havaya yazıyorumdur.ama bir insan havayla bu kadar haşır neşir olduğunun hiç farkına varamaz mı ya?bir insan bu kadar anlayışsız olmak zorunda mı?bir insan umutsuzlara umutla bu kadar bağlanır da saçmasapanlara bu kadar enerji harcar mı?kör müdür?sağır mıdır?aptal mı?” diye konuşurken yine HAVAYLA,kendime içlerinden aptal olanını seçiyorum.hemen de giyiyorum.bakıyorum,inanamıyorum.cuk diye de oturuyor.çünkü biliyorum nasıl olduğunu,kendime güveniyorum ve gereksiz şeyler için sinerji yaratmayı,olaya bir de bu açıdan bakıyormuş gibi yapmayı,olmayan şeylere tapmayı,boş olan bardağın dolu olduğuna inandırmayı,o zavallı çabayı bir de benden izleyin diyorum.çünkü çok iyi yapıyorum.AH BE GÜZEL KIZIM var ya hani çağımız gün teyzelerinin bolca kullandığı,o “ah be kızım” benim işte. onu söylerken senin saçının ön tarafını kulağının arkasına sokmaya çalışır hani,kendini çok akıllı senin aklını da su aklı sanar.gençtir ya,ne yapsa yanlış yapar,hatta kendini balkondan atma potansiyeli bile var.herşeye atlar,herkese tapar,her bokta bir iş var sanar.kanar da kanar.ama işte bu teyzenin gerçekten bir bildiği var.o bardağı dolu sanan kafa gerçekten tam bir aptal.Aslında çok mu zor sanki o bardağın içine baksan ne var?
Şimdi sen o açılarla  bakıyorsun yine olaya,kare yine aynı kare,üçgen yine aynı üçgen,olay yine aynı olay.he bir de o yürek burkan hayat enerjini saçmasapan sinerjilere harcıyorsun ya,kendini avutuyor,arkadaşlarını avutuyor hatta evrendeki tüm nefes alan canlılara yetecek kadar avutmaya sahip olduğunu düşünüyorsun falan tabi,ama üzgünüm onunla ancak selena çağırılır..
Hadi şimdi sen o bardağı da dolu sanmaya devam et,susadığında ne bok yiyeceksin bakalım..

Hiç yorum yok: