“Belki ben havaya konuşuyorumdur.belki ben hep havaya
yazıyorumdur.ama bir insan havayla bu kadar haşır neşir olduğunun hiç farkına
varamaz mı ya?bir insan bu kadar anlayışsız olmak zorunda mı?bir insan
umutsuzlara umutla bu kadar bağlanır da saçmasapanlara bu kadar enerji harcar
mı?kör müdür?sağır mıdır?aptal mı?” diye konuşurken yine HAVAYLA,kendime
içlerinden aptal olanını seçiyorum.hemen de
giyiyorum.bakıyorum,inanamıyorum.cuk diye de oturuyor.çünkü biliyorum nasıl
olduğunu,kendime güveniyorum ve gereksiz şeyler için sinerji yaratmayı,olaya
bir de bu açıdan bakıyormuş gibi yapmayı,olmayan şeylere tapmayı,boş olan
bardağın dolu olduğuna inandırmayı,o zavallı çabayı bir de benden izleyin
diyorum.çünkü çok iyi yapıyorum.AH BE GÜZEL KIZIM var ya hani çağımız gün
teyzelerinin bolca kullandığı,o “ah be kızım” benim işte. onu söylerken senin saçının
ön tarafını kulağının arkasına sokmaya çalışır hani,kendini çok akıllı senin
aklını da su aklı sanar.gençtir ya,ne yapsa yanlış yapar,hatta kendini
balkondan atma potansiyeli bile var.herşeye atlar,herkese tapar,her bokta bir
iş var sanar.kanar da kanar.ama işte bu teyzenin gerçekten bir bildiği var.o
bardağı dolu sanan kafa gerçekten tam bir aptal.Aslında çok mu zor sanki o
bardağın içine baksan ne var?
Şimdi sen o açılarla bakıyorsun yine olaya,kare yine aynı
kare,üçgen yine aynı üçgen,olay yine aynı olay.he bir de o yürek burkan hayat
enerjini saçmasapan sinerjilere harcıyorsun ya,kendini avutuyor,arkadaşlarını
avutuyor hatta evrendeki tüm nefes alan canlılara yetecek kadar avutmaya sahip
olduğunu düşünüyorsun falan tabi,ama üzgünüm onunla ancak selena çağırılır..
Hadi şimdi sen o bardağı da dolu sanmaya devam et,susadığında ne
bok yiyeceksin bakalım..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder