“Keşke kahve yerine çay içseydim” diye geçiyor aklından, o
sabah bunun sana daha iyi geleceğini düşünüyorsun.Her zaman soğuk havanın
insanı rahatlattığına, çayla birlikte terapi halini aldığına inanıyor E. .Senin
de aklından bu geçiyor tam da ve seni de inandırdığını farkedip
şaşırıyorsun.Terapiye ve ellerini ısıtmaya katkısı olmayan kahveni bitirip
yerdeki mindere oturuyorsun.Sırtını kalorifere yaslamak hoşuna gidiyor.
“Keşke bugün hiç dışarı çıkmasam, defalarca aynı şarkıyı
dinleyip bomboş günün tadını çıkarsam” diyorsun takvimdeki salıya dikkatlice
bakarak.Salıları sevmeyen K. Geliyor aklına.
“Keşke salıları sevsen K. “ diyorsun gözlerini kapatıp.Ve K.
nin bir an için yanında olmasını diliyorsun.Onu çok özlediğini farkedip
kaloriferden yanan kafanı ovuşturuyorsun.Bir ara görüşmeliyim diye geçiyor
aklından,” bu kadar özlememeliyim bir dahaki sefere” diyorsun.
Saat 8 olmuş bile, o günü yumuşak bir kazak ve rahat kotla
geçiştirmek istiyorsun.5 dakikada hazırlanıyorsun.Kışın sıcak ve rahat
kıyafetler seni mutlu etmeye yetiyor ne de olsa.
Keşke bu sabah kahvaltı edebileceğim birileri olsa diyorsun,
ama biliyorsun yalnız yaşıyorsun.Canın da çok bir şey yemek istemiyor
zaten.Beyaz mutfak masasının üzerinde duran dünden kalma kurabiyelerden 2 tane
atıyorsun ağzına.Çantanın salonda olduğunu hatırlıyorsun.Koltuğun ucundaki
kırmızı battaniye ilişiyor gözüne çantanı karıştırırken,
“Keşke battaniyenin altından hiç çıkmam
gerekmese, onlarca filmi arka arkaya hiç sıkılmadan izlerdim” diyorsun.Aptal
tebessümün de bunu gerçekten yapamayacağının kanıtı.Kahverengi topuklu
çizmelerini ayağına geçirmeye çalışırken biraz geç kaldığını
farkediyorsun.Arabanın buz tutmuş camlarıyla uğraşmak gelmiyor içinden ve biraz da kar kokusu alabilmek için metroyla gitmeye karar veriyorsun.Anahtarını aramaya
başlıyorsun ve bu seni her sabah deli ediyor.
“Keşke biraz daha düzenli olabilsem” diye söylenirken
saatine bakıp hızlıca evden çıkıyorsun.Merdivenleri koşar adımlarla inmeye
çalışıyorsun ama biliyorsun bu konuda pek de yetenekli olmadığını.Bir anda
çizmenin topuğu kırılıyor, yere düşüyorsun.
Keşke bu ayakkabıyı giymeseydim,
Keşke bu kadar sakar olmasaydım,
Keşke güne böyle başlamasaydım,
Keşke evden hiç çıkmasaydım diye arka arkaya geçiyor
aklından.Kırılmış topuğunu eline alıyorsun.Toparlanıp ayağa kalkmaya çalışırken
kattaki bir kapı açılıyor.Onu daha önce hiç görmüşmüydüm acaba diye düşünürken,
anlamsız bir ifadeyle onun yüzüne bakıyorsun.Yerde oturduğunun farkına bile
varmıyorsun. İçten bir gülümsemeyle diyor ki,
Günaydın.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder