Benimle
hiç göz göze gelmeden koca bir browniyi tek hamlede yemeye çalıştı.Bir yandan
da konuşuyordu.Nasıl olabilirdi ki böyle birşey? Ya çok sinirliydi ya da çok
kıskanmıştı. Kucağında bir marketten alabileceği tüm çikolata ve ekürileri
vardı.Bir yandan sürekli "nasıl olur!olabilir mi!hayır bence
olmamıştır.nasıl bunu yapar!hiç ihtimal vermiyorum ama ya olduysa!"
diye cümleleri kısır bir döngüyle tekrarlarken diğer yandan gofreti
aralıksız yiyor ve nezaketen "sen de ister misin?" diye
soruyordu.Durmadan kritik yapıp saniyelik duraksamalarında benim fikirlerimi
soruyor ama ben cevap veremeden devam ediyor, zehrini akıtmaya
çalışıyordu.Damarına basılmış bir kadındı o!Erkeklerden nefret eden, o an
hepsinin ölmesi için binbir duayı aynı anda eden, yara almış, kıskandırılmış,
haksızlığa uğramış bir kadındı!

Konudan
hiç sapmadı, kıskandıranı da aynı şekilde üzmek için 8-9 planı bir çırpıda
yaptı.Onu ilk defa birşeye bu kadar odaklı görüyordum.Canını yakanın canını
yakmak için durmadan düşünüyor, çikolata yiyor, bir kaşık suda boğmak mı, böcek
gibi ezmek mi daha iyi olur karar veremiyordu.Bir ara sadece -eti pufunu
yutmaya çalışırken- konudan farklı olarak "keşke kola olsaydı"
dediğini duydum ve şeker komasına girmesinden korktum.
Çok
kızgındı.Çok kıskanmıştı.Çok sarışındı ve bir poşet tatlı abur cuburu
bitirmişti.
Uzun sürebilir ama bir kadın iyi olmanın yolunu bulabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder