24 Ağustos 2013 Cumartesi

Olsun, sen de böylesin işte

 Çünkü sen kaçmayı tercih edersin hep.Çünkü korkmak her zaman daha kolaydır kendini savunmaktan.Ama mail kutun dolar, eski maillerini silmen gerekir bir gün.Hepsini aynı anda silmeye yetmeyen teknoloji de çarpar ağzının ortasına bir tane!Sil bakalım 30ar 30ar geçmişini.Yut bütün söylediklerini ve kapa gözlerini, belki daha kolay biter bu sayede.
 Sen çıkarırsın kalbini koyarsın masanın bir tarafına.Diğer tarafına da kanatlarını.Sabaha kadar ağlayarak, düşünerek bakarsın.Sonra dersin ki, beni ağlatan bu.Bir kere çıkarabilmişsindir ya o kalbi, korkarsın dokunmaya.Güvenemezsin kendine, dokunursan bir daha bırakamayacağını mı düşürsün, yoksa çok mu fazla şey hissetmiştir, çok mu fazla yıpranmıştır senin için.Bunun vicdan azabını mı çekersin?
 Sen senin için yok olan o kalple, insanları da yok edersin.Sevmediğinden değil ya, korktuğundan mı? Hep dersin ya, bende herkese yetecek kadar sevgi var.Sen sendeki herkese yetecek sevgiyi başkalarından sakınırsın.Başkalarını ağlatırsın, sanki sen üzülmezsin öyle.Sanki sen üzülmeyeceğini mi sanırsın?
 Sen yazı yazarken duyduğun tuş sesinden korkarsın.Müzik dinlersin ya hep, o da tuşlardan kaçmak için midir?Belki yazarken duymadığın tuşlar seni korkutmaz yazdıklarından, kaçırmaz yazacaklarından. Böyle mi düşünürsün de bir şarkıyı 15 kere dinlersin?
 Sen hep kaçmayı tercih edersin.Kanatları da bu yüzden seçersin.Bir de kılıf giydirirsin güzelce; ben özgürlüğü severim.Seversin tabi, başka birşeye cesaretin yetmez ki.
 Rüzgarın sana yön vermesine mi bayılırsın?”Yeni birilerini tanımak müthiş” diye de bağırırsın, sonra onları da bırakmayacakmışsın gibi.Kafanda tonlarca fikirle bir sağa bir sola savrulurken “ ideallerinin peşinden koşan” olursun.Senin peşinden koşanlar da arkadaş olarak elinde avcunda kalanlar.Bazen geri dönersin de bitmez, arkadaşlarına arkadaşlığın yetmez.
 Arkanda sana yetişmek için koşan kimsenin kalmayacağı, önünde gideceğin yeni yerler olmayacağı günler de gelecek, sen bunu da bilirsin, hep söylersin.Gökyüzünde konamadan uçmak da korkutmaz mı seni?Yorulmaz mısın, acıkmaz mısın, yalnızlıktan korkmaz mısın?
 Bilsen de bekler misin hep o günü?
 Yalnızlık da senindir, korkmak da senindir, kaçmak da.Bununla yaşamaya alıştın ya, olsun.

 Sen de bunu severdin, bunu isterdin, böyle olurdun işte, sen diye biri olsaydı.

22 Ağustos 2013 Perşembe

SURPRISE ME!


Hayır

Eğer birgün panikten ölürsem,
Kimsenin şaşıracağını, merakla soracağını, hayretler içinde kalacağını, nutuklar boyunca tutulacağını, isyan edeceğini, mümkün değil diyeceğini
Sanmam.
Eğer birgün panikten,
Çukura düşüp, merdivenden yuvarlanıp, mutfak dolabıyla kafamı kırıp, denizde çakılıp, bisikletle takla atıp, heyecandan kalp krizi geçirip, önüme arkama sağıma soluma bakmadan attığım herhangi günlük bir adımla ölürsem,
devireceğiniz gözlere sağlık olsun dostlar.

 Hobi olarak gökyüzüne bakan Ayça’nın görülmez kazalarını gören şahitleri, bir çatı altında toplamaya ne dersiniz?

Hayır deyin!

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Eğer Onu Kıskandıracak Kadar Aptalsan



Benimle hiç göz göze gelmeden koca bir browniyi tek hamlede yemeye çalıştı.Bir yandan da konuşuyordu.Nasıl olabilirdi ki böyle birşey? Ya çok sinirliydi ya da çok kıskanmıştı. Kucağında bir marketten alabileceği tüm çikolata ve ekürileri vardı.Bir yandan sürekli "nasıl olur!olabilir mi!hayır bence olmamıştır.nasıl bunu yapar!hiç ihtimal vermiyorum ama ya olduysa!"  diye cümleleri kısır bir döngüyle tekrarlarken diğer yandan gofreti aralıksız yiyor ve nezaketen "sen de ister misin?"  diye soruyordu.Durmadan kritik yapıp saniyelik duraksamalarında benim fikirlerimi soruyor ama ben cevap veremeden devam ediyor, zehrini akıtmaya çalışıyordu.Damarına basılmış bir kadındı o!Erkeklerden nefret eden, o an hepsinin ölmesi için binbir duayı aynı anda eden, yara almış, kıskandırılmış, haksızlığa uğramış bir kadındı!


 Konudan hiç sapmadı, kıskandıranı da aynı şekilde üzmek için 8-9 planı bir çırpıda yaptı.Onu ilk defa birşeye bu kadar odaklı görüyordum.Canını yakanın canını yakmak için durmadan düşünüyor, çikolata yiyor, bir kaşık suda boğmak mı, böcek gibi ezmek mi daha iyi olur karar veremiyordu.Bir ara sadece -eti pufunu yutmaya çalışırken- konudan farklı olarak "keşke kola olsaydı" dediğini duydum ve şeker komasına girmesinden korktum.
 Çok kızgındı.Çok kıskanmıştı.Çok sarışındı ve bir poşet tatlı abur cuburu bitirmişti.
 Nefes aldı, bana döndü "tatlım ben iyiyim." dedi pembe yanaklarıyla.
 Kucağında onlarca boş çikolata kabıyla kahkaha attı ve işte! 
 Boşluğa düşmüştü.Kıskandırandan nefret ediyor, boşluğu dolduracak birinin yokluğunu hissetmek istemiyordu.
 Şimdi tepeden topuzlar, rahat pijamalar, kötü olan tüm yönleri masaya dökecek, onunla birlikte herşeye lanet edecek kız arkadaşlar ve kupayla içilen türk kahveleri ona kucak açmış bekliyordu.Bu şekilde daha iyi olacaktı, biliyordu.Ama nefes almadan düşünen beynini bir türlü durduramıyordu.Bu onu çok rahatsız ediyordu, yapamayacaktı, mütevazi olamayacaktı ve sordu " eve giderken kola alalım mı?"

   
Uzun sürebilir ama bir kadın iyi olmanın yolunu bulabilir.
 Ve sen onu kıskandıracak kadar aptalsan, bu süre içinde yok olmayı deneyebilirsin.


14 Ağustos 2013 Çarşamba

Sessiz, tatsız, çaresiz kalman dileğiyle.


 


Çok sarhoştu.çok konuşuyordu.çok özlemişti.yorum beklemeden anlatmaya devam edecekti, belliydi.Üzgündü.Arka arkaya yakıyordu sigaraları.Bağırarak katılıyordu şarkılara.Tersliyordu insanları.Benim gözümün içine bakarak anlatıyordu.Güzel bir anı anlatırken gülmemi, kötü bir anı anlatırken üzülememi bekleyerek.
 Güldüm, üzüldüm, sarhoş oldum.
 Hiç fotoğraf çekilmedik dedi.Bi şarkı çaldı, sigarasının dumanı gözüme kaçtı.Sormadan, umursamadan kendisi için baktı.
 Ve farkettim, ben seninle başa çıkamam DEDİM!
 Teşekkür ederim, cımbızla çektim.

Not: mucize bekliyorsan, korkağın tekisin.