Geçenlerde yeni bulduğum bir meditasyon yöntemiyle konsantrasyonumun
odak noktasına ulaşmaya çalışırken (candy crush oynarken)ne kadar da
beklenmedik anlarda düşen şekerlerin son hamlemi belirlediğini farkettim.Sanki
sen parmaklarınla yaptığın seçimlerde herşeyi kontrolün altında sanıyorsun,
oyun sana böyle hissettiriyor.Bilmiyorsun ki yeterince kontrol altındasın,oyun
nereye çeksen oraya gelmiyor da sen tıpış tıpış gidiyorsun.İşte bunun adı ‘kader’
oluyor.
Ben kadere inanmam.Soğuk
bir çayın güzel tadı kadar bizi şaşırtan Stephen Hawking’e inanırım.Çalışan tek
kasıyla yazdığı kitaplara,evlenip boşandığı kadınlara, oluşumlarına akıl sır
erdiremediğim üç çocuğuna inanırım.Şöyle kocaman kollarını açtığında iki avucun
arasında kalan havanın, ellerinin çarpışmasına nasıl engel olamadığına da inanırım
tabi ki.Ama kader inanmaz, bakar, seçer ve yuvarlak içine alır…Size bugün
geçmişten gelen koca bir aşk hikayem var ama bunun Stephen Hawking’le bir
alakası yok dersem, yalan söylemiş olurum.Çünkü o, onlar ve diğerleri kontrol
ettikleri devasa hayatlarında yuvarlak içine alınanlar.Bu noktada geçmişten gelen
aşk hikayemle ve Stephen Hawking’le alakası olmayan tek şeyse; benim.
Sıcak ama hafif rüzgarlı, çoğu sabaha benzer bir yaz sabahı
daha.Sanıyorum ki henüz liseye geçmedik.Hergün neredeyse aynı geçiyor ama sen
ne yaşadığını, neler gördüğünü, gelecekte bununla tekrar yüzleşeceğini ve bunun
seni şaşılacak şekilde etkileyeceğini bilmeden aynı eğlenceli günleri üç ay
boyunca geçirmeye devam ediyorsun.Bir anda ne oluyorsa oluyor ve hayatlar bir
daha asla yan yana gelmiyor.Ben yokum içinde, hayatım da yok, devam
ediyorum.Bir sürü insanla tanışıp liseyi bile bitiriyorum.Birgün bir bakıyorum
İstanbul’da,kuzenimle yaşadığım öğrenci evimde, sıradan bir günün her zamanki
kapanışı gibi bilgisayarla uğraşırken geçmiş suratıma çarpıyor.Özlediğimi
hatırlıyorum.
Bugüne kıyasla daha berbat olsa bile geçmiştekini tercih
eder insan.Geçmişle karşılaşmak ister, görmek hoşuna bile gider.Suçludur
kendine göre, böyle hissettiği için.Zordur belki yüzleşmek ama biz geçmişten korkmaz, geleceğe
güvenmeyiz.Pişman olur, tekrar yapar, sabretmeden olsun isteriz.Yaşayan ve birer
duygu sahibi olmayan herşey adına bugün kadere inanmıyorum.Ve eğer hisleriniz
varsa, soğuk çayın da tadına bir bakın derim.
Not: Umarım doğru zamanda, doğru anı yaşıyorsundur.
Not: Umarım doğru zamanda, doğru anı yaşıyorsundur.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder