27 Nisan Pazar.
Tam 13 saat uyumamın şerefine sabah 9'da kendiliğimden "neredeyim ben" dercesine derbeder bir halde uyandım.Sağıma soluma baktım, milyarlarca kot pantolonumun yerde oluşturduğu küçük bir dağcık, yanında cüzdan, aynanın önünde duran kitabın üstüne dökülmüş aseton, halının üstünde küpelerim... Tanıdım burası benim odam.Zaten belli ki dünyayı kurtarmak maksatlı uyumuşum buraların başka bir açıklaması olamaz.Kalkmak istemiyorum çünkü biliyorum o kubbe çakması kot pantolon yığınını ya toparlayacağım ya da sinirlenip camdan aşağı atarken "Allahım ne yapıyorum ben yeni yıkanmış dapdar kot pantolon camdan aşağı mı atılırmış, bana niye akıl fikir vermedin yareppi!!" diyerek son attığım kotumun arkasından ben de atlayacağım.Yaparım çünkü, biliyorum.
Zor kıyamet kalkıyorum, şortla yatmışım bir de manyak mıyım neyim İstanbul zaten bu aralar sanırsın kış, acaba dün toplantı çıkışı yediğim taze fasulyeden mi kafa oldum diye de bir düşünmüyor değilim vallahi şortu da nerden bulmuşum da giymişim, bu ne hal.Hemen son hava bükücü kimliğimle fakat tek bir fark olan hava bükememe yeteneğimle atom karınca gibi ortalığı topluyorum, kendime de bir kahve yapıyorum.Sarhoşum çünkü ayılamamışım belli, 5 dakika önce kendim bile anlam veremediğim şeyler toplamışım odamdan bir kahve içeyim de kendime geleyim.
Mutfakta suyun kaynamasını beklerken apartmandaki diğer yaşlı teyzeler gibi camdan sarkıp hava tahlili yapma şansı buluyorum.Bunu neden hergün yapmıyorum diye de kızıyorum kendime, aman 60'ımdan sonra hergün yapacağım zaten şimdiden baymayayım diyorum sonra da.Asla hava durumuna inanmayan, kendi iç güdüleriyle giyinip her seferinde ya soğuktan titreye titreye eve dönen, ya da sıcakta kazakla baygınlık geçirip hastaneye kaldırılan bir insanım.Çünkü çok saçma geliyor, hava gündüz kapalıysa soğuk olmalı, açıksa sıcak olmalı tüm gün öyle olmalı, ne o öyle sürekli değişiklik hep aynı olmalı gibi sanki.Başka türlüsünü kabul etmiyor bünye, donmaya, pişmeye mahkum yaşayıp gidiyor.
Rüzgardan saçım başım karışana kadar rüzgar olduğunu kabul edemeyen, yağmur yağdığını ıslanmadan anlayamayan, ıslanana kadar hayatına devam eden bir salağım ben.O yüzden bazen çok geç oluyor eğer şemsiyeyi yanıma almayı akıl edemediysem.Zaten evden çıkmış ve ıslanmış oluyorum bir kere.Geri dönmemin de bir faydası olmaz diyorum, sucuk olana kadar yürümeye devam ediyorum.Kendime çok sinirleniyorum bunu bilerek yaptığım için.Diyorum ki, kendi içgüdülerine bu kadar güvenme ama herkes gider yine sana sen kalırsın, sabret ve kendinle barışık yaşa.Kendine iyi davran, tabi çok da şımartma sonra bak salak salak işler yapıyor.Bari bugün mutlu ol, sanki daha önce hiç mutlu olmamışsın gibi.Çünkü bugün 27 Nisan, önemli bir gün.Pazar ise orada daha bir güzel.Yıllardır benimle benden daha barışık yaşayana bu yazı.
9 yaşındaysan hayat bazen çok zor ama artık ikimiz de 9 yaşında değiliz, çok büyüdük bak.
Bugün bi yaş daha büyüdün sen, çok büyüdün.Nice mutlu senelere.

