“Birilerinin elinde kumanda, durmadan kanal değiştiriyorlar.Diğerleri
de kanallarda dakikalık aşinalığı kapacak saygınlıkta birkaç karakter, birkaç deniz
mahsulleri kadar değerli insan.
Tanrılar bir kenarda dursun, aklında hep bir sahne vardır o
birilerinin!Ama hiçbir zaman oynamazlar.
Gerçek korkuyu onlar yaşamaz, gerçek
mutluluğu hissetmez, gerçekten bisiklete binmez, belki de gerçekten
konuşmazlar.Korkanı, konuşanı, aşık olanı, hapşuranı, ağlayanı izlerler.Mesela
denizin dalgası hiç onların yüzüne çarpmaz ya da kediler hiç onların ellerini
yalamaz.Gerçekten gülmez onlar, deniz mahsulleri gülerken eşlik ederler sadece.Deniz
mahsulleri ağlarken ağlarlar.Deniz mahsulleri korktuğunda korkmuş gibi
yaparlar. Yalnız kalmaktan da korkmazlar gerçekten, sıkıldıklarında televizyonu
tek tuşla kapatabilirler.Çünkü zaten sadece deniz mahsulleri yalnızlıktan
korkar.
Binlerce balık onların şahidi olsun ki, ellerinde kumandayla
doğmadılar.Peki bir kumanda arkasına saklanacak ne yaşadılar?Herkesi kaybedecek
kadar herkes tanımamayı seçip kozalarından çıkamıyorlar, karar alamıyorlar, ilerisi
görünmeyince kanalı değiştiriyorlar, izlemiyorlar bile.Öyleyse bırakın, sadece balıklar
şahit olsunlar!
Şimdi bir düşün,
gerçek bir deniz mahsulü değilmişsin meğer ve elinde kumanda varmış, bu hikayeyi
öyle de sever miydin?Ben bu hikayeyi öyle de sevmezdim, böyle de hiç sevmedim.Zaten
bizim televizyon da bozuk, çalışmıyor günlerdir.”
Ve balıklar unuturmuş bu söylediklerini, tekrar söylerlermiş
bazen hiç söylememiş gibi.Ama kumandacıyı da unuturlarmış ya zaten, eski
kumandacıları da unuttukları gibi...
Bir varmış bir yokmuş, neyse ki balıkların hepsini kedi yutmuş.
SON

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder