22 Şubat 2014 Cumartesi

ÜÇ TUTTU, BEŞ YUTTU BU BALIK

 Dermiş ki, balıklar:
“Birilerinin elinde kumanda, durmadan kanal değiştiriyorlar.Diğerleri de kanallarda dakikalık aşinalığı kapacak saygınlıkta birkaç karakter, birkaç deniz mahsulleri kadar değerli insan.
Tanrılar bir kenarda dursun, aklında hep bir sahne vardır o birilerinin!Ama hiçbir zaman oynamazlar.
Gerçek korkuyu onlar yaşamaz, gerçek mutluluğu hissetmez, gerçekten bisiklete binmez, belki de gerçekten konuşmazlar.Korkanı, konuşanı, aşık olanı, hapşuranı, ağlayanı izlerler.Mesela denizin dalgası hiç onların yüzüne çarpmaz ya da kediler hiç onların ellerini yalamaz.Gerçekten gülmez onlar, deniz mahsulleri gülerken eşlik ederler sadece.Deniz mahsulleri ağlarken ağlarlar.Deniz mahsulleri korktuğunda korkmuş gibi yaparlar. Yalnız kalmaktan da korkmazlar gerçekten, sıkıldıklarında televizyonu tek tuşla kapatabilirler.Çünkü zaten sadece deniz mahsulleri yalnızlıktan korkar.
 Binlerce balık onların şahidi olsun ki, ellerinde kumandayla doğmadılar.Peki bir kumanda arkasına saklanacak ne yaşadılar?Herkesi kaybedecek kadar herkes tanımamayı seçip kozalarından çıkamıyorlar, karar alamıyorlar, ilerisi görünmeyince kanalı değiştiriyorlar, izlemiyorlar bile.Öyleyse bırakın, sadece balıklar şahit olsunlar!
 Şimdi bir düşün, gerçek bir deniz mahsulü değilmişsin meğer ve elinde kumanda varmış, bu hikayeyi öyle de sever miydin?Ben bu hikayeyi öyle de sevmezdim, böyle de hiç sevmedim.Zaten bizim televizyon da bozuk, çalışmıyor günlerdir.”
  Ve balıklar unuturmuş bu söylediklerini, tekrar söylerlermiş bazen hiç söylememiş gibi.Ama kumandacıyı da unuturlarmış ya zaten, eski kumandacıları da unuttukları gibi...

                          Bir varmış bir yokmuş, neyse ki balıkların hepsini kedi yutmuş.
   

                                                                 SON

3 Şubat 2014 Pazartesi

Şişman adamlar her zaman mutlu olmanın bir yolunu bulur!

 Kocaman elma ağaçları olan bahçelerde yaşayan biri olsaydım eğer, kaç yaşında olduğumu bilmek istemezdim.Çünkü yeterince mutlu bir insan olurdum.Ama etrafımızda hiç elma ağacı yok ve sırf bu yüzden biz yaşımızı sayıyoruz.Her sene, her sene ama her sene bir önceki geçirdiğimiz seneyi eleştirip, “umarım bu sene daha iyi olur!” diyoruz.
 Doymak nedir bilmez misin be adam!
 Genlerimiz “şişman bir adamın öğle yemeğini yerken akşam ne yesem diye düşünmesi” mantığıyla kodlanmış olacak ki içgüdüleriyle, bencilce yaşamaya doğuştan adapte haldeyiz, her zaman daha iyisini ister ama daha az çabalarız.Mutlu bir anı sadece o an bittiğinde farkederiz.Tekrar aynı mutluluğu, aynı yerde, aynı şekilde isteriz.At gözlükleriyle bakarız etrafa, daha güzel bir anın bizi çok daha mutlu edebileceği bir geleceği asla kabul edemeyiz.Beklemeyi de sevmeyiz çünkü beklemenin hiçbir şeyle sonuçlandığı, evrene yollanan mesajın bir daha geri dönmediği anılar bizi korkutur ve hatırlatır beklemememiz gerektiğini.Bazen yine de bekleriz vicdansız evren bize cevap versin, beklediğimize değsin diye içten içe.Dışarıdan da boşvermiş havalı bakışlarımızı saçarız sağa sola ki, zaman akıp giderken etrafımızda artan soru işaretli, “nolmuş? nolmuş?” bakışlarını izlemek zorunda kalmayalım diye.Sonra o kadar çok zaman geçer ki, beklediğimizi unuturuz.
 Yaşın kadar mum üflediğin her sene dilediğin her neyse, bir önceki sene elinde olmayan, beklediğindir.E tabi öyledir de, peki önceki sene elinde olanlar yeni yaşında yanında olacak mıdır ki?Peşinden koştuğun seni kör ederken arkanda bıraktıkların hala seninle gelecek midir?
 Mutluluklarını da bir daha  aynı şekilde yaşayamayacağın bu dünyada, bedeli o kötü iz, anı olan bir çok güzel yaşanmış şeyi, mesela önceki eğlenceli doğum gününden kalma kolundaki yanık izini, sokakta hoplayıp zıplarken kaldırıma yapıştığın günden kalma dizkapaklarındaki izleri, ya da ne bileyim tatilde arkadaşlarınla çılgınlarca dans etmen yüzünden günlerce ayakkabı giyememenin nedeni olan yaraları(Tabi ki sen bu kadar sakar olmayabilirsin, daha güzel anıların olabilir.Hayır kıskanmıyorum!), belki de aklına geldiğinde hala daha huzursuz olduğun kötü anıları silmeye ya da olmamış saymaya çalışmak o seneyi yaşanmamış yapmaktır.O yaşı, hiç yaşamamış olmayı tercih edebilir miydin?Ben edemezdim.
 Unutma!Bu yıl da öncekinden daha güzel olmayacak sen bir öncekini yaşamamayı tercih ettiğin sürece.
                                            
                                                   *Her yaşın sana bir şeyler bırakır.                                                                                                       Onlarla mutlu ol belki bu sayede 
                                                   sen de elma ağaçlarını görebilirsin.