16 Ağustos 2014 Cumartesi

Ey İnsan!

Bazı insanların, bazı zamanların sana iyi geldiğini düşünürsün.Sorgulamaya çok vaktin olduğu dönemlerde hayatındaki iyileri görebilirsin çünkü kötüler, sinirini bozanlar daha çok gözüne batar.Bense bu aralar eve gelip kendimi yatağa atana kadarki süreçte etrafa bakmaya vakit bulamayanlardanım.Kim iyi geliyor, kim güzel gidiyor bunu görmeye vaktim yok belki ama galiba “of hiç vaktim yok” diye yakınıp vaktim olduğunda boş yaşıyormuş hissine kapıldığımdan, şu durumdan memnun taraftayım.


 Aynı anda yapmaya çalıştığım birçok şey (hatta itiraf edeyim hepsi) patlayacak gibi.Çoğu patladı bile!Mutsuz muyum, hayır efendim diyorum ya buna vaktim yok.Örnek vereyim hemen, koskocaman bir elektrikli araba yaptık hem de sadece 2 haftada.Çalışıyor mu, mükemmel mi, harikalar mı yarattık, ha-hah hayır.Daha fazla vaktimiz olsa yapar mıydık, bak ona hiç şüphem yok.Kendini o kadar işine adamış insanlarla çalıştım ki, kimlerle çalışmalıyım öğrendim.Adamak diyorum ya bu kelimenin anlamını sözlükten değil, mühendisliği unutup çorabının üstüne parmak arası terlik giyip kaynak yapan, şahsı kendisinden büyük Haldun Usta’nın yanında çırak gibi günlerce zımpara, kesme biçme işlerini halleden hatta elini artık tinerle sildiğini, suyu gereksiz bulduğunu söyleyen, hidrolik yağın yediği yemeğe tat verdiğini iddia eden, yaptığı devrenin başında uyuyan, okulun tepsisinden su geçirmez kap yapan, usta kimliğini beyaz atletiyle bütünleştiren komik insanlardan öğrendim.Bu insanları tekrar mühendisliğe nasıl adapte edeceğiz bilmiyorum ama ben çok güldüm, az uyudum, eğlenirken bir sürü iş hallettim.Beraber uykusuz geçirdiğimiz, boya kokusundan kafa olduğumuz günlerden sonra sonucu mükemmel olmadığı için mutsuzum diyebilir miyim?Kendime kattığım onca şeyi görmezden gelebilir miyim?Hayır efendim hayır, buna vaktim var ama hakkım yok.
 Bir de bu gece elektrikli araba yapan vampir tarafımın gündüz insana dönüşen yanı da var tabi: Microsoft!Gece hiç uyumayıp patlıcan moru gözaltlarımla gittiğim Microsoft stajında o halime rağmen benimle arkadaş olan insanlar, evet onların da hakkını yemeyelim!Çok fazlalar, çok eğlenceliler ve işi biliyorlar kesinlikle.Eğitim çok hızlı ve farklı geçiyor, mesela hiç düşünür müydüm Murat Cemcir-Ahmet Kural Microsoft’a gelsin?Özge Ersu Stand-up’çıları cebinden çıkaracak kadar bizi güldürsün?Hadi herşeyi geçtim Nokia’nın Genel Müdürü, Microsoft’un Genel Müdürü, ShiftDelete.net’in kurucusu Hakkı Alkan, Oyunder’in kurucusu, daha birsürü üst düzey Microsoft çalışanı, gazeteciler, reklamcılar, sosyal medya uzmanları hhoooop hoop yahu biz bunları hakkediyor muyuz?Böyle bir havalar falan yani ne oluyor ya, bizi bu kadar şımartmayın.Bu kadar dolu geçen 2 haftanın devamını insan ister istemez merak ediyor, buna da vaktim var.Hakkım da var, merak ediyorum!Fakat bakıyorum tabi, çevremden öğrendiğim o kadar çok şey var ki şu Microsoft’ta, diyorum sadece bizi bomboş oraya oturtsalarmış ve insanlarla tanışmamızı isteselermiş yine de dünya kadar şey öğrenirmişim, peh peh peh!Oyun yazanlar mı dersin, app geliştirenler mi, Store’da kaç uygulamasının olduğunu hatırlamayan çılgınlar mı…Hepsinden var hepsinden.Yani arkadaşlar bizde yoklama alınmıyor, check-in yapıyoruz bizim için yazılmış bir uygulama üzerinden anlatabiliyor muyum?Yani şu coolluğun farkında mısınız foursquare falan halt etmiş Tanrım yıkılıyoruz ya…
 Gelgelelim sevgili blog okuyucuları, orada herkesin blogu da var.Herkes genius, herkes çılgın.Bense gündüzleri yazmaya çalıştığım oyunda z düzleminde uçan adamı yere indirmeye çalışan bir yazılımcı, akşam elini havyayla yakan, araba ağırlık kaldırıyor mu testleri için kaputa çıkartılan, langırtın kilidini penseyle sökmeye çalışan(1 lira atıp da oynasanız ne var sanki!) bir elektrikçiyim.


Ey arada kalmış, kafası karışmış, birçok şeyi aynı anda yapmaya çalışan ve hiçbirini mükemmel yapamayan insanlar: biliyorum ki zevk aldığınız yelpaze çok geniş ve bu durum sizi yoruyor.Yapamadığınız onca şeyi bir kenara bırakın, yaptıklarınız o kadar çok, çevrenizdeki insan sayısı bir o kadar daha çok ki, şanslısınız vaktiniz yok!Ama olsa sorgulamanızın sonucu ne olurdu…Bilmiyorum, sorgulamıyorum, hayır efendim merak da etmiyorum, tadını çıkarıyorum çünkü:

*En çok pişman olduğum şey; pişman olacağım diye yapamadıklarım ve dokunamadıklarımdır. (W.Shakespeare)


                                      Ey insan! Sen gülümsemeyle ağlama arasında bir varlıksın.