Bazı insanların, bazı zamanların sana iyi geldiğini
düşünürsün.Sorgulamaya çok vaktin olduğu dönemlerde hayatındaki iyileri
görebilirsin çünkü kötüler, sinirini bozanlar daha çok gözüne batar.Bense bu
aralar eve gelip kendimi yatağa atana kadarki süreçte etrafa bakmaya vakit
bulamayanlardanım.Kim iyi geliyor, kim güzel gidiyor bunu görmeye vaktim yok
belki ama galiba “of hiç vaktim yok” diye yakınıp vaktim olduğunda boş yaşıyormuş
hissine kapıldığımdan, şu durumdan memnun taraftayım.
.JPG)
Aynı anda yapmaya çalıştığım birçok şey (hatta itiraf edeyim
hepsi) patlayacak gibi.Çoğu patladı bile!Mutsuz muyum, hayır efendim diyorum ya
buna vaktim yok.Örnek vereyim hemen, koskocaman bir elektrikli araba yaptık hem
de sadece 2 haftada.Çalışıyor mu, mükemmel mi, harikalar mı yarattık, ha-hah
hayır.Daha fazla vaktimiz olsa yapar mıydık, bak ona hiç şüphem yok.Kendini o
kadar işine adamış insanlarla çalıştım ki, kimlerle çalışmalıyım
öğrendim.Adamak diyorum ya bu kelimenin anlamını sözlükten değil, mühendisliği
unutup çorabının üstüne parmak arası terlik giyip kaynak yapan, şahsı
kendisinden büyük Haldun Usta’nın yanında çırak gibi günlerce zımpara, kesme
biçme işlerini halleden hatta elini artık tinerle sildiğini, suyu gereksiz
bulduğunu söyleyen, hidrolik yağın yediği yemeğe tat verdiğini iddia eden,
yaptığı devrenin başında uyuyan, okulun tepsisinden su geçirmez kap yapan, usta
kimliğini beyaz atletiyle bütünleştiren komik insanlardan öğrendim.Bu insanları
tekrar mühendisliğe nasıl adapte edeceğiz bilmiyorum ama ben çok güldüm, az
uyudum, eğlenirken bir sürü iş hallettim.Beraber uykusuz geçirdiğimiz, boya
kokusundan kafa olduğumuz günlerden sonra sonucu mükemmel olmadığı için
mutsuzum diyebilir miyim?Kendime kattığım onca şeyi görmezden gelebilir
miyim?Hayır efendim hayır, buna vaktim var ama hakkım yok.

Bir de bu gece elektrikli araba yapan vampir tarafımın
gündüz insana dönüşen yanı da var tabi: Microsoft!Gece hiç uyumayıp patlıcan
moru gözaltlarımla gittiğim Microsoft stajında o halime rağmen benimle arkadaş
olan insanlar, evet onların da hakkını yemeyelim!Çok fazlalar, çok eğlenceliler
ve işi biliyorlar kesinlikle.Eğitim çok hızlı ve farklı geçiyor, mesela hiç
düşünür müydüm Murat Cemcir-Ahmet Kural Microsoft’a gelsin?Özge Ersu Stand-up’çıları cebinden çıkaracak kadar bizi güldürsün?Hadi herşeyi geçtim
Nokia’nın Genel Müdürü, Microsoft’un Genel Müdürü, ShiftDelete.net’in kurucusu
Hakkı Alkan, Oyunder’in kurucusu, daha birsürü üst düzey Microsoft çalışanı,
gazeteciler, reklamcılar, sosyal medya uzmanları hhoooop hoop yahu biz bunları hakkediyor
muyuz?Böyle bir havalar falan yani ne oluyor ya, bizi bu kadar şımartmayın.Bu
kadar dolu geçen 2 haftanın devamını insan ister istemez merak ediyor, buna da
vaktim var.Hakkım da var, merak ediyorum!Fakat bakıyorum tabi, çevremden
öğrendiğim o kadar çok şey var ki şu Microsoft’ta, diyorum sadece bizi bomboş
oraya oturtsalarmış ve insanlarla tanışmamızı isteselermiş yine de dünya kadar
şey öğrenirmişim, peh peh peh!Oyun yazanlar mı dersin, app geliştirenler mi,
Store’da kaç uygulamasının olduğunu hatırlamayan çılgınlar mı…Hepsinden var
hepsinden.Yani arkadaşlar bizde yoklama alınmıyor, check-in yapıyoruz bizim
için yazılmış bir uygulama üzerinden anlatabiliyor muyum?Yani şu coolluğun
farkında mısınız foursquare falan halt etmiş Tanrım yıkılıyoruz ya…
Gelgelelim sevgili blog okuyucuları, orada herkesin blogu da
var.Herkes genius, herkes çılgın.Bense gündüzleri yazmaya çalıştığım oyunda z
düzleminde uçan adamı yere indirmeye çalışan bir yazılımcı, akşam elini
havyayla yakan, araba ağırlık kaldırıyor mu testleri için kaputa çıkartılan, langırtın
kilidini penseyle sökmeye çalışan(1 lira atıp da oynasanız ne var sanki!) bir
elektrikçiyim.
Ey arada kalmış, kafası karışmış, birçok şeyi aynı anda
yapmaya çalışan ve hiçbirini mükemmel yapamayan insanlar: biliyorum ki zevk
aldığınız yelpaze çok geniş ve bu durum sizi yoruyor.Yapamadığınız onca şeyi bir
kenara bırakın, yaptıklarınız o kadar çok, çevrenizdeki insan sayısı bir o kadar daha çok ki, şanslısınız vaktiniz yok!Ama olsa sorgulamanızın
sonucu ne olurdu…Bilmiyorum, sorgulamıyorum, hayır efendim merak da etmiyorum,
tadını çıkarıyorum çünkü:
*En çok pişman olduğum şey; pişman olacağım diye
yapamadıklarım ve dokunamadıklarımdır. (W.Shakespeare)
Ey insan! Sen gülümsemeyle ağlama arasında bir varlıksın.