30 Mart 2013 Cumartesi

ÖNYARGI DEĞİL


Öğlene kadar uyumak mutlu edermiş insanı.yeşil hırka giymek,dondurma yemek,gözlük takmak ve hasta olmak da.çünkü bunların hepsi hiç evden çıkmamak için birer sebepmiş belki de.bakıyorum da NohutAdamFırat gibi konuşmaya başlamışım.aşırı duş alıyorum belki de ondandır.


Baktım,okudum geçmişle ilgili dünya kadar yazı var.ödevlerim ,sınavlarım , araştırmam gereken yığınla konularım olduğu için tabiki de oturdum okudum.biliyor yahu adamlar.yazıyorlar baya da bir yaşamışlar.ağlatıyor be kahrolası o kadar yazıyor.sen de tabi okuyup “hıı böyle yapmayayım da üzülmeyeyim” diyorsun.sonra öbürüne de öyle.öbürüne de öyle.görüyorsun öyle,okuyorsun öyle,duyuyorsun öyle.bi bakıyorsun kalmışsın geçmişte.çünkü üzülmemek için,hiçbir şey yaşamamışsın.HİÇBİR ŞEY YAPMAMIŞSIN!hep korkak olmuşsun.hep kaçmışsın.salak da sayılmazsın ama korkaksın.bak ne diyorum şimdi,yaşamayandan sana bir tavsiye:yaşa,üzül,daha mutlu bir insan ol!daha mutlu bir insan olarak öl!
Çok fırsat var ama hangisi gerçekten senin için?hangisi sadece sen olduğun için?yaşamadan bilemezsin.yaşamadan “bence böyle” diyemezsin. denemeden,elbisenin çirkin olduğuna karar veremezsin!.çizmeden yeteneksizim diyemezsin!.görmeden göremiyorum,tatmadan tadı kötü,uğraşmadan yapamıyorum diye bitiremezsin.
Bunun adı önyargı değil,bunun adı:Ayça.






15 Mart 2013 Cuma

OHM


 Meraba,bugün bu blog normal olarak hayatını devam ettiremeyecek kadar  şaşırmış durumda.çünkü bu blog sahibi bugün sabah 8de hiçbir alarma maruz kalmaksızın,kendiliğinden uyanmanın zafer ve şerefini büyük bir coşkuyla sokakta kendisi için düzenlenen fener alayında sevenleriyle paylaşıyor.tabi bu coşku ne olacak yanına kar mı kalacak sanıyor noluyorsa artık,hemen dakikasında bugün quiz olduğunu öğreniyor.bir anlık fazla yükselmenin verdiği hızlı serbest düşmenin yanmasını daha hissedemeden normal sevimsizliğine kavuşuyor ve işte çok faydalı bir sabah serüvenini dinlemiş bulunuyorsunuz.artık klavyeye kafanızı vurabilirsiniz.(ipadlere zarar vermeyelim)
Kaybettiğiniz vaktin verdiği farkındalıkla hala okumaya devam ediyorsanız eğer,bilin istedim:yazının bundan sonrası quizin konuları,vizelerin tarihleri ve okulun genel yönetmeliğiyle ilgili.eğer gerçekten okulun yönetmeliğini biliyor olsaydım şimdi hiçbiriniz bu yazıya “hayallaaam” diye devam etmezdi , oturur güzel güzel yazdığım yönetmeliği okurdu.ama gerçekten hiçbir fikrim olduğunu düşünmüyorum. eğer fikrim varsa da ben öyle olduğunu düşünmüyorum.zaten birgün “düşünmekten kafayı yedi/3.kattan atladı/saçını tutuşturarak sokakta koşuşturdu/kendi kafasını taşla ezdi/kirpiklerini yaktı/kendini bıçakladı/ailesini bıçakladı/kahve almaya gittiği bakkalı bıçakladı/…(artık biri durdursun) gibi haberlerle ana haber bültenine falan çıkacak olursam tebrik telefonlarınızı beklerim.
Tüm bunların yanında,hiçbir derece alamayan dünyalar güzeli robotuma,bağıra bağıra telefonla konuşmama rağmen hala içeride uyumaya devam edebilen–artık bayıldığını düşündüğüm- kuzenime ve hiçbir zaman desteğini  eksik etmeyen,günbegün sayıları artan emektar harlem shake dansçılarına,son olarak da İstanbul-Ankara sefer hattını sağlayan lanet olası kaprisli şoföre neden teşekkür ettiğim hakkında hiçbir fikrim yok.
O zaman şimdi,direnç ve diyod nedir,özellikleri nelerdir?


2 Mart 2013 Cumartesi

AY BU NE YA.

Toronto saatine göre yazı yazdığımı,her yazımı paylaştığımda yazının altındaki saate bakıp "aaa Toronto'da da saat 5miş" dediğimi ve aynen de şu aşağıdaki şahıs gibi gülerken kendimi yakalayıp zar zor mimiklerimi topladığımı son olarak da yazının altındaki saati 5 görünce psikolojik olarak çok geç olduğunu düşünerek her yazıdan sonra uyumaya kalkıştığımı biliyor muydunuz?Aslında bilmeseydiniz de olurdu.

Ayrıca eskiden bütün insanların gözlerinin kahverengi olduğunu ve renkli gözlerinse bir gen mutasyonu sonucu ortaya çıktığını düşündüğümü,hatta buna dayanarak bütün renkli gözlü insanları MUTANT varsaydığımı bilmenize gerek var mıydı bilmiyorum ama, bu düşünceyi şuan ortaya atarak bunu okuyacak olan yeşil gözlü kuzenimin yanı sıra bir adet mavi ve bir adet de ela gözlü arkadaşım tarafından uğrayacağım linç girişimini göz ardı edecek kadar cesur yürekli ve salak olduğumu bilmenize hiç de gerek yoktu.fakat üzülmeyin sakın ,hayatınızda "Ayça faktörü" var.demek ki o mutant seviyor,demek ki o mutantlarla iyi anlaşıyor,demek ki o mutantları kızdırırsa başına neler gelir bilmiyor ve hala daha yazmaya devam ediyor.
son olarak herkes yeterince "ay bu ne ya" olmadıysa eğer,tezimi bir şiirle sunmak istiyorum sizlere:

Mutantlar çiçektir,onları koruyalım
Ufak bir böcektir,onları saklayalım
Telefonum bozuldu,haydi sms yapalım
Anlamadıysan izlemcim,yazı sana mı bi bak bakalım
Ne kadar tatlı emoş,o küçük bir demet akalın
Torontoda saat geç oldu,sabah kalkamıcaz hemen yatalım.